Ah Bu Töreler Seks Hikayesi 36. Bölüm!

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

“Saçmalama!” dedim sinirle. Ama karım ısrarlıydı, “Biliyorum!” deyip duruyordu. “Nerden biliyorsun? Ne biliyorsun?” dedim kızgınlıkla. “Geçenlerde sabaha karşı eve geldiğinde üzerinden bu koku geliyordu. Refiye’nin bana verdiği koku. Hem, sen de çok seviyorsun bu kokuyu, onun için sürmemi istedin bu kadar ısrarla!” dedi. Doğrusu saf sandığım karım akıllı çıkmış, beni ters köşeye yatırmıştı. Karımın, “Biliyorum, geceyi onun evinde geçirdin, çocukları da burada yok zaten. Seni evine aldığı belli, onun da sana nasıl baktığını biliyorum!” sözleri karşısında çok şaşkındım. Ama asıl şaşkınlığım karımın buna sert bir tepki vermemesiydi. Cevap vermedim kendisine. Karım, “Susuyorsan kabul ediyorsun demek ki!” dediğinde, “Tamam, doğru. O gece onun evine gittim. Birlikte olduk. Duymak istediğin buysa doğru!” dedim. Karım başka birşey demeden sustu.

Sonraki birkaç günüm sakindi. Karımla ise aramız limoniydi. Çok gerginlik yoktu, ama yine de bir mesafe koymuştu benimle arasına. Bir akşam evde karım somurtuyordu yine. Ben de annemlere çıktım. Kapıyı Elif açtı, “Teyzemle eniştem evde yok, karşı komşu mu ne rahatsızlanmış ona gittiler…” dedi. “Olsun!” diyerek içeri geçtim. Evde ikimiz yalnızdık. Elif, “Çocukları da yatırdım…” diyerek yattıkları odayı gösterdi. Ona, “Seninle konuşmak istiyorum!” dediğimde heyecanlandı, kekeleyerek, “Ne konuşacaksın?” dedi. “Geçen gün (Ben bu saatten sonra Osman’dan başkasına karılık yapamam!) demişsin!” dedim.

Sözlerim onu afallattı. Kızardı, birşey demeden mutfağa girdi. Bense oturma odasına geçtim. Aradan birkaç dakika geçmesine rağmen gelmemişti içeri. Ben de mutfağa gittim. Sandalyede oturuyor, ağlıyordu. Elif’e, “Boşandığın zaman hemen seni nikahıma alacağım!” dedim. Elif bana kızgındı, “Bu zamana kadar neredeydin?” dedi. Ama cevabı hoşuma gitmişti. Karşısına oturdum, elini tuttum.

“Genç kızlığımdan beri senin karın olmak istedim, ama sen istemedin beni!” diyordu. Bu kadar açık konuştuğunu ilk defa görüyordum. Ona, “Geç değil, hem karım da buna rıza gösterdi. Problem olmayacak!” dedim. Elif başını kaldırıp, “Karın rıza mı gösteriyor?” diye sordu. “Evet, sen boşanır boşanmaz nikahımız kıyılacak. Karım bana bebek veremiyor bir türlü. Senden bebek sahibi olmamı istedi!” dediğimde, Elifin beyaz yanaklarının pembeleştiğini gördüm. Avucumdaki elinin sıcaklığını hissettim. Ona, “Bana bir bebek vermeni istiyorum!” dedim. Yanaklarındaki pembelik artmıştı. “Gitsen iyi olacak!” diyerek ayağa kalktı. Gözlerini benden kaçırıyordu. Yüzünü avuçlarımın arasına aldım ve “Benden utanma. Karım olacaksın yakında!” dedim, yavaşça dudağının kenarından öptüm. Tepki vermemişti. O zaman yanaklarını, pembe dudaklarını küçük küçük öpmeye başladım.

Elif hayatımda çıplak gördüğüm ilk kadındı. ucuz escort Hafif tüylü beyaz yanaklarını öptükçe sikimin sertleştiğini anlıyordum. O anda ona sıkıca sarıldım. Üzerinde uzun bir etekle gömlek vardı. İnce gömleğin altında dolgun memelerini hissettim. Elim sırtında geziniyordu. Elif, “Yapma, zamanı değil. Ben halen evli bir kadınım!” diyordu.

Kendimi yavaş yavaş kaybediyordum. Ellerim eteğinin üzerinden götünü avuçladığında, ankara escortlar Elif, “Bırak, yapma!” demeye başlamıştı. Ama benim onu bırakmaya niyetim yoktu. Götünün yumuşaklığını, külotunun lastiklerini hissettim. Yarağım pantolonumun içinde kazık gibi olmuştu. “Osman yapma! Bırak beni!” dediyse de, ben sarılmaya, götünü avuçlamaya devam ediyordum. Elif en sonunda beni omuzlarımdan tutarak geriye itti, “Yapma, lütfen. Git artık!” dedi.

Pantolonumun önünde çadır dikilmişti. Yarağım kazık gibiydi, Elif’in gözü oraya takılmıştı. Elif’e, “Benim olmanı istiyorum!” dedim ve yeniden sarıldım. Elif, “Yalvarırım bırak beni, karın olduğumda yaparsın!” diyordu. Ama ben, “Daha zamanı var. Ben o kadar bekleyemem!” dedim. Ellerim vücudunda gezindikçe yarağım patlayacak gibi olmuştu.

Elif alt katta karım ve kızlar duyar korkusuyla ses çıkartamıyordu. Omuzlarından tutarak yere uzandırdım onu. Başındaki desenli büyük türbanını sıyırdım. Uzun siyah saçları göründü. Gömleğinin düğmelerini çözdüm yavaş yavaş. Altındaki beyaz sutyenin içinde taşacakmış gibi duran memeleri görününce onları öpmeye başladım. Sutyenini aşağı sıyırdım sertçe. Koyu pembe meme uçları açığa çıkınca onları emmeye başladım.

Elif yavaştan inlemeye başlamıştı. Memelerini dişledim, emdim, üniversiteli escort

yaladım. Bir elimi de eteğinin içinden soktum. Bembeyaz dolgun kalçalarını avuçladım. Kalçalarındaki alınmamış tüyleri elime geliyordu. Elif, “Ağhh, ığmm!” diyerek saçlarımı okşuyor, derin derin nefes alıyor, dudaklarını emiyordu devamlı. O da zevk alıyordu. Sağ elim kasıklarında gezinirken Elif’in nefes alışları sıklaştı. Pamuklu beyaz külotunun içine parmağımı sokunca etli am dudaklarını hissettim. Parmaklarımla onları sıktım, okşadım. Tüylü, kar gibi beyaz karnında dudaklarım gezindikçe Elif daha az tepki gösteriyordu.

Hafif kıllı amına parmağımı yavaşça sokmaya başladığımda Elif kenarda duran türbanını ağzına soktu. Aldığı zevkten inlerken alt kattakilerin duymasını istemiyordu. Bu arada kasıyordu kendini. Kasıklarının arasındaki elim sıkışmıştı. Bir taraftan vücudunu öperken, “Sakin ol, rahatla, rahat bırak kendini!” diyordum. Yine de sürdü bu kasılmaları. Ama yavaş yavaş kendini bırakmaya başladı, ağzındaki türbanını koparacakmış gibi dişliyordu. Orta parmağım amındaydı şimdi.

Amının sıcaklığını hissediyordum, amı sulandığından parmağım içinde kolayca hareket ediyordu. Bacaklarını sürekli ileri geri, sağa sola oynatıyordu. Memelerini emdikçe uçları büyümüştü. Dişledim onları, öptüm, yaladım. Onu banyo yaparken gördüğüm zamandaki gibiydi memeleri. Hatta şimdi daha büyüktüler. Gözlerimi kapattım, deli gibi emdim memelerini, bir elim amındaydı bu arada.

Elim su içinde kalmıştı. Amının zevk suları ve ter elimi iyice ıslatmıştı. O ara Elif’ten boğuk sesler çıkmaya başladı. Aldığı zevkle türbanını var gücüyle ısırırken gözlerinin kenarlarından yaşlar süzülüyordu. Kendini kasmaya başlamıştı yeniden. Sesleri de çoğalmıştı. Göğsü aldığı nefesle bir inip bir kalkarken ona baktım. Artık memelerini emmeyi bırakmıştım. Sadece parmağım amında çalışıyordu.

Kısa süre sonra Elif boğuk sesler eşliğinde boşalmıştı. Kendini serbest bıraktı. İnlemeye devam ederken ağzındaki türbanını çıkardı. Yutkunuyor, yanaklarından yaşlar süzülüyordu. Islak yanaklarından öptüm uzun uzun. Parmağımı amından çıkardım, elime baktığım zaman amının zevk sularının parmağımı nasıl ıslattığını gördüm.

Elif yavaşça doğruldu, kasıkları da zevk sularından ve terden iyice ıslanmıştı. Hatta yerdeki açık renk halının üzerinin de ıslandığını gördük. Elif üzerini toparlarken, “Gitsen iyi olacak!” dedi. Benim de pantolonumun önü iyice ıslanmıştı bu arada. Elif’in önüme baktığını gördüm. Bana, “Teyzemler gelmeden banyo yapmam lazım, bu halde kalamam. Lütfen git!” dedi.

Ama ben, “İçine girmek istiyorum!” dedim istekle. Elif, “Karın olduğumda bu da olacak zaten. Yalvarırım şimdi git!” dedi tekrar. Ayağa kalktım, onu da elinden tutup kaldırdım. Hemen sutyenini, külotunu düzeltti, gömleğinin önünü kapadı. Ona, “Beni boşaltmanı istiyorum, bu halde gidemem!” dedim. “Nasıl yani? İlerde olacak dedim ya!” dedi şaşkınca.

Elif’e, “Gel benimle!” diyerek elinden tuttum ve söylenmeleri arasında banyoya soktum onu. Elif’in şaşkın bakışları arasında pantolonumu indirdim, külotumun önündeki şişkinliği gören Elif, “Osman yapma, çok ayıp, ben senin karın değilim henüz!” dese de, külotumu aşağı sıyırdım. Elif elini ağzına götürdü, başını öbür tarafa çevirdi. Ona, “Askerden geldiğim zaman beni banyoda gören sendin, biliyorum. Utanmana gerek yok!” dedim. Elif yavaş yavaş başını çevirdi. Eli ağzındaydı halen. Bana bakıp, “Biliyor muydun?” dediğinde, “Evet, o sendin. O gün bana bakamadın!” dedim. Sonra, “Beni boşaltmanı istiyorum!” dedim tekrar. “Nasıl olacak?” diye sorunca, “Dizlerinin üzerine çök, ellerinle tut yarağımı ve okşamaya başla!” dedim. Elif önce tereddüt etti biraz, ama sonra önümde dizlerinin üzerine çöktü. Bir eli ağzındayken diğeriyle yarağımı tuttu ve okşamaya başladı.

Elinin yarağıma değmesi bile beni zevklendirdi iyice. Gözlerimi kapatarak derin derin inledim. Elif narin elleriyle yarağımı okşadıkça, yarağım içine dolan kanla daha da sertleşti. Elif kafasından dibine kadar okşuyordu yarağımı, bana 31 çektiriyordu. Bana, “Seni gördüğümde böyle yapıyordun!” dedi. Ona baktım, gözlerini kırpmadan bana bakıyordu. Daha fazla dayanamayacağımı anladığımda, “Tamam, yeter artık!” dedim. Küvete doğru döndüm, ben de bir iki kere sıvazladım yarağımı. O anda sarsılarak boşaldım, büyük bir tazyikle fışkırdı döllerim.

Karşı duvardaki beyaz fayansın üzerine sıçramıştı döllerim, yarağımı sıvazladım iyice. Küvetin içine, fayansa iyice bulaşmıştı döllerim. Derin derin inliyordum. Bir dakika geçti belki de bu şekilde. Elif o sırada yerde diz çökmüş halde duruyor, beni izliyordu. Tuvalet kağıdıyla sildim yarağımı, klozete attım. Boşalmak beni kendime getirmişti. Külotumu ve pantolonumu giydim yeniden.

Elif ayağa kalktı, “Tamam, yalvarırım git artık!” diyordu. “Hoşuna gitti mi? Cevap vermezsen gitmem bak!” dedim. Elif kızaran bir yüzle, “Evet…” dedi. Onu dudaklarının kenarından öptüm. Üzerimi toparladım ve aşağı indim. Karıma ve kızlara görünmeden yatak odasına geçip yatağa girdim. Elif’in vücudunu, memelerini, amını düşündüm. Onu sikmek için can atıyordum. Evlenene kadar kimbilir nekadar zaman vardı daha. Sabredemeyeceğimi anladım iyice.

İlerleyen günlerde kendimi işlerime vermiştim. Emine bana, Esma ve Rukiye ile buluşma ayarlayacağını söylemiş, ama daha aramamıştı. Belki de kendi aralarında halletmişlerdir diye düşündüm. Bir sabah Hacer aradı, “Ben size inandım, güvendim. Ama siz o orospuyla ortak olup bana oyun oynadınız. Beni iğfal ettiniz. Bana ihanet ettiniz. Güvenimi boşa çıkardınız!” deyip duruyordu. Yavaş yavaş sakinleşti. Kendisine epey dil döktüm. Yine de siniri geçmemişti.

Hacer’e, “Sizinle yeniden buluşabilir miyim?” diye sorduğumda, “Neden? Yine bana oyun mu oynayacaksınız?” dedi sinirle. “Hayır, kamera görüntülerini vermek için! Görüntüler bende, onları size vermek istiyorum. Korkmayın Emine’den aldım!” dediğimde, “Size nasıl inanırım ben?” dedi. “Başka çareniz yok. Kabul ediyorsanız iki saat sonra buluştuğumuz çay bahçesine gelin!” dedim. Hacer, “Tamam!” diyerek kapadı telefonu.

Görüntüleri kameradan silmeden önce bilgisayara aktarmıştım. Bilgisayardan bir CD’ye kopyasını çıkardım. İki saat sonra oraya gittiğim zaman, Hacer yanında Esma ve Rukiye ile oturuyordu. Esma ve Rukiye’yi görmek beni şaşırttı. Acaba Hacer yaşananları onlara anlatmış mıydı? CD cebimdeydi, Hacer bahsetmedikçe hemen vermeyecektim ona.

Esma kırklarının ortasında, kısa boylu bir kadındı. Buna karşın yüzünde kırışık yada sarkma yoktu, daha genç gösteriyordu. Yeşil gözlüydü, hafif çilli yüzüne makyaj yaptığı belliydi. Rukiye ise ince, uzun bir kadındı. Her ikisi de hoş, alımlı kadınlardı. Hacer geçen günkü gibi giyinmişti yine. Diğerleri de günlük kıyafetleri içindeydi, ama yine de zevkli giyinmişlerdi.

Hacer, “Osman bey, size bahsetmiştim…” diyerek beni diğer ikisine tanıttı. Kadınlar, “Memnun oldum!” diyerek başlarını salladılar. Konuya Esma girdi, “Emine hanımla aranızdaki münasebeti biliyoruz. Ama bunu kocasına söylemek gibi bir derdimiz yok. Sağ olsun Hacer hanım bize epey geçerli sebep gösterdi bunun için. Hacer hanımın sizinle buluşacağını öğrendik. Onu yalnız bırakmak istemedik!” dedi.

Mesele anlaşılmıştı. Hacer belli ki kendileriyle konuşmuş, onlar da söylemekten vazgeçmişti. Ama buna rağmen içlerinden Emine’yi kıskandıklarını anladım o anda. Emine onlarla yaşıt bir kadındı. Kendisinden daha genç bir erkeği nasıl tavladığını merak ediyorlardı. Özellikle Esma’nın bakışlarında, konuşmasında bu seziliyordu. Konuşma sırasında gıda toptancısı olduğumu söylemem üçünün de ilgisini çekmişti. Onlara, “Ne zaman isterseniz işyerime uğrayın, istediğinizi alabilirsiniz!” dedim. Memnun olmuşlardı bu sözümden.

Kalkarken, Esma, “Varsa bir kartınızı alabilir miyiz?” diye sorunca, “Tabii!” dedim, birer kartımı verdim. Bu kadınlarla daha sonra da görüşeceğimi anlamıştım. İşyerime döndüğüm zaman Hacer aradı, “Gelirken bu ikisi peşime takıldı. Gelmeyin diyemedim. Görüntüleri sonra alırım!” dedi. Hacer’e, “Onlara anlattın mı?” diye sorunca, “Deli misin, böyle şey anlatılır mı? Ama seninle benim aramda birşey var sanıyorlar!” dedi. Telefonu kapadıktan bir süre sonra Özge girdi odama.

Karımla aramın bozulduğunu gören Özge bundan mutlu olmuş gibiydi. “Annem sana niye küstü?” diye sorunca, “Boş ver!” dedim. “Kaç gündür annemle aranız bozuk, görüyorum bunu!” deyince, “Annenle aram bozuk olunca sen mutlu mu oluyorsun?” diye sordum. Bu soruma bozuldu biraz. Özge üzerine ince uzun siyah bir etek; dar, pembe renkli bir gömlek giymişti. Ayağında beyaz renkli, yüksek topuklu bir ayakkabıyla, başında beyaz parlak bir türbanı vardı. Penye eteğin içindeki götü topuklularla birlikte sağa sola sallanıyordu. “Ayakkabını yeni mi aldın?” sorduğumda, “Kaç gündür giyiyorum, dikkat etmiyorsun ki!” dedi. Canım onu çekmişti. Bugünü boş geçirmek istemiyordum. Kaç gündür karım da sırtını dönerek yatıyordu. Yarağım bir am’a, yada göte girmeyi özlemişti.

Özge odamdan çıktıktan sonra, Dilber elinde Türk kahvesi ile girdi odama. Dilber de bu ara devamlı, “Benimle görüşmek istemiyorsun sen!” deyip duruyordu. “Bana zaman ver!” diyerek başımdan savdım onu. Artık Sedat dönmüştü, onun evini istediğim gibi kullanamayacaktım. Üstelik Emine’den dolayı birdaha o eve elimi kolumu sallayarak gidemeyecektim. Bir çaresini bulmam gerekiyordu.

Akşam mesai bitiminde, çalışanlara ve Dilber’e gidebileceklerini söyledim. Özge de toparlanmış, krem renkli pardesüsünü giymişti. Bana, “Gitmiyor muyuz?” diye sorunca, “Biraz işimiz var!” dedim. Özge bunun ne anlama geldiğini biliyordu. Diğerleri çıkınca kapıyı içerden kilitledim. Özge evi arayıp, annesine biraz gecikeceğimizi söyledi. Telefonu kapatır kapatmaz beline sarıldım.

“Sen kilo mu aldın?” diye sordum. Beli bir miktar kalınlaşmıştı. “Evet, son zamanlarda boğazıma engel olamıyorum!” dedi. “Böyle daha güzel!” dedim, pardesünün düğmelerini çözdüm ve çıkardım. Dolgun memeleri gömleğinin altında iyice belli olmuştu. Onları avuçladım, yanaklarından, dudaklarından öpmeye başladım. Özge de elini sırtıma atmış okşuyordu. Yarağım sertleşmeye başlamıştı şimdiden. Özge elini pantolonumun önüne attı, pantolonun üzerinden yarağıma dokunuyordu.

İşyerinin ortasında ayaktaydık. Onu elinden tutup yazıhaneme soktum. Özge’nin bakışları arasında soyunup çıplak kaldım. İkili koltuğa geçip geriye yaslandım, bacaklarımı açtım. Yarağım kazık gibi olmuş, havaya dikilmişti. Yarağımı sıvazlarken Özge önümde diz çöktü, dörtayak üstünde domaldı. Yarağımı eliyle tutup ağzına soktu ve iştahla yalamaya başladı.

Büyük zevk alıyordum, ben parlak türbanının üzerinden başını okşarken, Özge yarağımı boğazına kadar sokup çıkartıyordu. Yarağımın kafasına dili değdikçe içim bir hoş oluyordu. Derin derin inlemeye başlamıştım. Neredeyse boşalacak hale gelmiştim. “Tamam, yeter hadi!” dediğimde yalamayı bıraktı. Yarağımın sıvıları dudaklarını ıslatmıştı. Ben ayağa kalkınca Özge’de kalktı. Onu belinden tutup masama domalttım. Arkasında yerimi aldım.

Topuklu ayakkabılar götünü iyice havaya dikmişti. Eteğini beline sıyırınca içine giydiği siyah renkli tangasını gördüm. Götünün yanaklarını küçük küçük öptüm, hamur gibi yoğurdum. Özge inlemeye başlamıştı. Tangasını çorapsız bacaklarından sıyırıp çıkardım. Bacaklarını iyice açtı, parmaklarımla kıllı göt deliğini açığa çıkardım. Özge’ye onu traş edeceğimi söylemiştim, ama daha yapamamıştım. O nedenle amının kılları bir miktar daha uzamıştı. Amına dudaklarımı, dilimi değdirmemle beraber, Özge, “Uğhh, ığmm!” diyerek daha yüksek sesle inlemeye başladı.

Yarağım patlayacak gibi olmuştu. Bir an önce götüne girmek istiyordum. Doğruldum, yarağımı sıvazladım ve açılmış göt deliğine bastırmaya başladım. İçine artık rahatça girebiliyordum. Belimi sağa sola oynatarak götünün içine iyice yerleştim. Yavaş yavaş öne yüklenmemle birlikte yarağım götüne iyice gömülmüştü. Özge, “Ağhh, aşkım, yavaş, ağhh!” demeye başlamıştı. Götünde biraz bekledim. Acısı geçmeye başlamıştı. İleri geri hareket ederek götüne pompalamaya başladım.

Götü yavaş yavaş açılmıştı, şimdi daha rahattım. Bembeyaz kalçalarından sıkıca tuttum, Özge masaya iyice abanmış, yapışmış gibiydi. Daha hızlı yüklenmeye başlayınca, Özge, “Ağhh, aşkım, ığhh, yavaş, lütfen!” dedi yeniden. Ama o anda onu dinleyecek halde değildim. Kendimi kaybetmiş gibiydim. İnleye inleye götüne girip çıkmaya devam ettim.

Aradan geçen uzun zamana rağmen bir türlü boşalamamıştım. Daha da yüklendim. Masa yerinde zangırdayıp duruyordu. Özge’nin de acı haykırışları, inlemeleri artmıştı. Sonunda sarsıla sarsıla götüne boşaldığımda, ne kadar dölüm varsa akıttım götüne. İçinde gidip gelmeye devam ettim bir süre daha. Çıktığım vakit götünden hafif bir osuruk sesi geldi Özge’nin. Döllerim götünden kasıklarına, kalçalarına akıyordu. Yavaşça doğruldu, belini tutuyordu. Bana, “Kendini kaybediyorsun, canım yanıyor!” dedi. Yüzünden belli oluyordu çektiği acı.

“Kaç gündür anneni sikemiyorum, sırtını dönüp yatıyor!” dedim. Özge üzerini toparlarken biryandan da söyleniyordu, “Hep kendini düşünüyorsun, beni hep arkadan yapıyorsun! Arkadan okadar zevk almıyorum, canım yanıyor! Beni önden yap diyorum, yapmıyorsun! Beni nezaman kadın yapacaksın? Ben de o zevki yaşamak istiyorum!” diyordu. Ona cevap vermedim, bir sigara yaktım. Sigaramı bitirdiğimde Özge de toparlanmıştı. Ben de giyindim, hazırlandım. Birlikte çıktık.

Karım akşam gene somurtuyordu. Onun bu hali sinirimi bozuyordu. Annemlere çıktım yeniden. Elif beni görünce heyecanlandı. Bu kez annem evdeydi, ama babam dışardaydı. Elif mutfakta bize kahve yaparken, annem, “Oğlum bu kızın gönlü sende. Kocasından boşanır boşanmaz hemen şuna bir nikah kıyalım. Gir koynuna da, biz de torun sevelim!” dedi gülerek. Kahveleri içerken Elif bana bakmamaya çalışıyordu, sessizdi. Eve döndüğüm zaman karım horul horul horlayarak yatıyordu.

Ertesi gün Cumartesi olduğundan Özge benimle işyerine gelmemişti. Ben de öğlen gibi çıkacaktım. Dilber sabah evde yaptığı börekten verdi biraz. Çok güzel olmuştu. “Beni unuttun!” diye söyleniyordu yine. Bugün diğerlerini gönderdikten sonra onu sikmeyi düşündüm bir ara.

Öğleye doğru telefonum çaldı. Tanımadığım bir numaraydı. Açtığım vakit, “Osman bey?” diyen, işveli bir kadın sesi geldi ahizeden. “Benim, buyurun?” dediğimde, “Ben Esma, hani geçen gün çay bahçesinde görüşmüştük…” diye kendini tanıttı. “Merhaba Esma hanım, nasılsınız?” dedim. “Teşekkür ederim. Şeyy, sizi rahatsız ettim kusura bakmayın. Hani demiştiniz ya, ne zaman isterseniz işyerime uğrayabilirsiniz diye. Ben biraz eve alışveriş yapmak istiyorum. Sizden alırsam daha uygun olur. Acaba bugün gelsem müsait misiniz?” diye sordu.

“Tabii ki, ne demek, buyrun gelin!” dedim. “Saat üç sizin için uygun mu?” dediğinde, “Gayet uygun, bekliyorum!” dedim. “Tamam, saat üçte gelirim. Teşekkür ederim!” diyerek kapadı telefonu. Aklımdaki Dilber’i sikme düşüncesi uçtu gitti bir anda. Bugün kısmetse Esma’nın tadına bakacaktım çünkü…

[Osman]

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Bir cevap yazın